Fransız İhtilali ve İhtilalin Avrupa'ya Etkisi

Tarihte birçok ihtilal olmasına rağmen hiçbiri Fransız İhtilalinin doğurduğu sonuçları doğurmamıştır. Yeni bir çağın başlangıcı olan Fransız İhtilali Fransa’da meydana gelse de netice olarak Fransa’ya bir avantaj sağlamamıştır. 1789 tarihi, batıda bir döneme son verir, krallık rejiminin yerini artık meşruti idareler almaktadır. Mutlakıyet gibi katı bir idareden toplum sıkılmış ve bu idare artık dar gelmeye başlamıştır.  Rönesans, Reform hareketleri, matbaanın kullanılması Avrupa’yı değiştirmiş ve mutlakıyeti yetersiz bırakmıştır. İhtilalin en büyük sebebinin başında bilginin yayılması gelmektedir. Bilginin yayılması ihtilalin patlamasına zemin hazırlamıştır. İsyanlar sıkıntılı toplumlarda ortaya çıkar. Nitekim Fransa bu zamanlar içerisinde batak ve geri bir toplum statüsündedir. İhtilalin sebeplerini inceleyecek olursak Fransa’da kralın halka ilgisiz kaldığı görülür. Toprak kralındır ve kralın dediği kanundur. Fransa’da katı bir yönetim olsa da halk düşünce anlamında Ortaçağ’daki halk değildir. Ortaçağ’da insanlar kilisenin sınırları içerisindeydiler. Halk, düşünce olarak matbaanın kullanım alanının genişlemesiyle gelişir. Toplumda Jean Jack Rossue, François-Marie Arouet (Voltaire) gibi Fransa’nın aydınlanmasında emeği büyük olan aydınlar vardır. Bu aydınların etkisi ve gelişen bilgi ile halk demokratik bir arayış içerisine girmiştir. Mevcut idare halkı kucaklayamamaktadır ve gelişen düşüncenin etkisiyle yeni bir rejim isteği ortaya çıkmıştır.

Fransa’nın bu dönemlerdeki toplumsal yapısına baktığımızda dengesizliklerin mevcut olduğu görülmektedir. Toplumda ayrıcalıklı olan ve olmayanlar vardır. Bir taraf hukuku oluştururken diğer taraf hukuktan istifade imkânı bulamamaktadır. Soylu, papaz, burjuva, köylü sınıfları vardır. Mutlakıyet gelse de sistemi değiştiremez ve bu sınıflandırma toplumda dalgalanmalara neden olur.

Önceki ve bu yüzyıl içerisinde sürekli genişlemeye çalışan Fransa, ekonomik olarakta krizler yaşamaktadır. Fransa’nın Avrupa’yı işgal etme düşüncesi başarılı olamaz ve bu başarısızlıklarda maddi krizlere yol açmıştır. Sömürgecilik faaliyetlerinde Fransa ve İngiltere çok hızlı neticeler elde etmiş olsalar da Fransa İngiltere’ye oranla kalıcı olamamıştır. Nitekim birçok sömürgesini de İngiltere’ye kaptırmıştır. Ayrıca ABD’nin bağımsızlığa kavuşmasına Fransa’nın maddi olarak destek vermesi kendi zararına olmuştur ve bu yardım Fransa’nın belini iyice bükmüştür. Oysa Fransa, Okyanus ötesindeki sömürgelerini İngiltere’ye kaptırmasından dolayı Amerika’yı İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesi vermek için desteklemiştir.  Sonuçta Amerika bağımsızlığına kavuşur fakat bunun Fransa’ya olumlu bir etkisi olmaz.

Fransız ihtilalinin bir nedeni de herkesin hukuktan eşit olarak faydalanamamasıdır. Çünkü Fransa’da 12 tane mahkeme vardır ve bu mahkemeler sadece belirli şehirlerde bulunmaktadır. Dolayısıyla hukuktan diğer yerleşim alanlarındakiler faydalanma imkânı bulamazlar. Adaletin olmadığı, para ile yargıç olunduğu bir dönemdir. Ticaret kısıtlıdır ve önünde türlü sorunlar vardır. Mesela; şehirlerarası gümrük uygulaması vardır. Bu da Ortaçağdan kalma bölgecilik anlayışının göstergesidir.

Toplumda milli duygular hala tamamlanabilmiş değildir. Fikir açısından bir canlanma olmasına karşın bu fikirler tek bir yerde toplanmamaktadır. Başlıca fikir grupları; Cumhuriyetçiler, Sosyalistler ve Liberallerdir. Cumhuriyetçiler meşrutiyet rejimini oluşturmak istiyorlar. Sosyalistler toplumda herkesin ekonomik olarak eşit olmasını istemektedir. Liberaller ise merkezi otoriteye karşı hürriyet, eşitlik, özgürlükten yanadır.

Kanunun karşısında kesin, belirleyici, katı kurallara düşman, anayasaya karşı bu 3 grubun birleşmesiyle 14 Temmuz 1789’da ihtilal çıkar. Bu Fransa ve dünya tarihi için bir kırılma noktasıdır çünkü sonuçları itibarıyla dünya ölçeğinde bir olaydır. İhtilal Fransa’yı değiştirmekle kalmamış ve dünyayı etkisi altına almıştır. Mutlakıyet yıkılır ve meşruti idare ön plana çıkmıştır. Osmanlı Devleti bile bu ihtilalden diğer imparatorluklar gibi ciddi anlamda etkilenmiştir. Mutlakıyetten kurtulma girişimi özellikle Balkanlarda isyanları da beraberinde getirmiştir. Fransa bir süre Cumhuriyet ile idare edilir ama sonra Napolyon, İmparatorluğu ilan eder, Napolyon’un Elbe adasına sürülmesinden sonra tekrar Cumhuriyet ve tekrar İmparatorluk ilan edilir ve Fransa adeta gelgitleri oynar. Bunun nedeni ihtilalin çıkarılışında birlik olan fikir gruplarının ülkenin yönetimi konusundaki fikir ayrılıklarıdır. Yani mutlakıyet rejimine ortak tepkisi olan bu gruplar daha sonra kendi aralarında anlaşmazlığa düşmüşlerdir.

Çalkantılı dönem içerisinde İhtilalciler, ihtilal sonrası birtakım kararlar alırlar ki bu kararlar dünya üzerinde etki oluşturmuş olan kararlardır. Nitekim bu kararların Türkiye’de de uygulandığı görülmektedir. Hâkimiyetin kaynağı ilahi menşe-i yerine halk kabul edilecektir. Fransa neticede Hıristiyan’dı ve papazların büyük etkisi altındaydı. Fransa artık idarede ilahi kökeni reddeder. Hıristiyanlık ve kilise idareden dışlanır. Bu da bir dönüm noktası sayılır çünkü böylece laiklikte ortaya çıkmaktadır. Asilzade ve ruhbanların önceki devirlerdeki üstünlüğüne son verilir böylece eşitlik gelir. Bu dönemler Fransa’nın Ortaçağdan sıyrılma dönemleridir. İhtilalciler ortaçağdan kalma fikirleri ortadan kaldırıp köylüyü milletin efendisi konumuna getirmek istemiştir.  Köylüyü bulunduğu statüden kurtarıp, eşit hale getirileceği de yine alınan kararlar içerisindedir. 1791 tarihinde bir anayasa yapılmıştır. Avrupa’da bu tarih meşruti yönetimin başlangıcı olur.  Hazırlanan insan hakları beyannamesiyle eşitlik, özgürlük vs. konular ele alınır. Radikal bir karar alınarak Hıristiyanlığın 1794’te Fransa idaresinden ayrılmasına karar verilir. Kutsal yerlerin kapatılıp buraların tahrip edilmesi bu konuda aşırılığı göstermektedir. Miladi takvim kaldırılır ve yerine ihtilal takvimi kullanılmaya başlanır.  1793 tarihinde kral ve kraliçe idam edilir ki bu Avrupa’ya bir gözdağıdır. Biz meşrutiyete geçtik sizde geçin diye ihtilal sonrası İhtilalciler rejim ihraç etme çabası içerisine girerler. Fakat bu çok sancılı olur. Çünkü Fransa’nın meşrutiyeti diğer ülkelere yayma çabaları sonucu Avrupa’da Koalisyon savaşları ortaya çıkar ki bu da Avrupa’nın altüst olmasına neden olur. İhtilal olduktan sonra Avrupa’daki en önemli olay 25 yıl sürecek olan Koalisyon savaşlarıdır. Aslında Fransa’nın Avrupa’ya rejim ihraç etme düşüncesinin altında Avrupa’yı kendi toprağı yapma düşüncesi saklıdır. Avrupa’da 7 tane Koalisyon savaşı olmuştur. Bu savaşlara koalisyon savaşları denmesinin sebebi Fransa’nın tek başına ittifaklara karşı savaşmasıdır. Bu koalisyon savaşlarının Fransa’ya olumlu bir etkisi bulunmamaktadır. Fransa birçok devleti tek başına yenip, galip gelmesine rağmen Avrupa’ya egemen olamaz ve bu savaşların sonunda kendi sınırlarına çekilerek 1815’te dışlanmış bir ülke haline gelir. Koalisyon savaşlarının zararlarının yanında Avrupa devletlerinin arasında iletişimi ve ittifakları arttırması gibi faydası da vardır. Koalisyon savaşlarının sonunda 1815’te Viyana Kongresi yapılmıştır. Avrupa tarihinde bazı önemli noktalar vardır. Sayısı çok fazla olmamasına rağmen bu kongreler, antlaşmalar Avrupa’nın hem mevcut durumuna hem de geleceğine yön vermiştir. Viyana, Paris, Berlin antlaşmaları belli aralıklarla Avrupa tarihinde meydana gelmiştir. Bunun sebebi Avrupa’nın statükosunun bozulmasından dolayıdır. 1815’te alınan kararlar Avrupa’nın mevcut yapısını 1856’ya kadar götürmüştür. Avrupa’nın statükosunda yeniden bozulmalar gündeme geldiğinde yeniden antlaşma yapılır ve bu yeni mevcut durum da 1878’e kadar devam eder. 1878 Berlin Antlaşması da Avrupa’nın mevcut durumunu 1914 yılına kadar getirir. Viyana Kongresi 19. yy diplomasisi anlayışına bağlı olarak gerçekleştirilmek istendiği için gecikmiştir. Sonuçta devletler 1815’te Viyana’da Meternich önderliğinde toplanmıştır. Kongre başkanlığını Meternich yapmıştır. Kongrede her devlet kendi çıkarları doğrultusunda kongreye yön vermeye çalışmıştır. Viyana kongresine katılan devletler büyük devletlerdir. Bu da kongrenin büyük devletlerin çıkarına hizmet etmesi demektir. Osmanlı devleti de kongreye ısrarla çağrılmıştır fakat Osmanlı devletinin zayıflığı söz konusudur ayrıca batılı devletlere Sırplara birtakım imtiyazlar verilmesi gibi vaatlerde bulunulmasına rağmen bunların yerine getirilmemiş olduğu için bu konuların tekrar kongrede gündeme getirilmesi endişesi vardır. İşte Osmanlı devleti hem bu nedenler hem de toprak bütünlüğünden ödün vermemek için kongreye katılmamıştır. Büyük devletler kongreyi kendi çıkarları doğrultusunda ele almışlardır. Her devlet Napolyon tehlikesinin kendi sayesinde ortadan kalktığını öne sürmüştür. Kongrede en karlı çıkan devlet İngiltere’dir. Hem siyasi hem de coğrafi açıdan kuvvetlenip genişlemiştir. Bu kongrede alınan kararlar büyük devletlerin çıkarına hizmet ettiği için herkesin benimseyeceği sonuçlar ortaya çıkmamıştır. Alınan kararların bazıları kâğıt üzerinde kalmıştır. Kongrede Fransız ihtilalinin yarattığı gelişme ve sonuçlar dikkate alınmamıştır çünkü kararlar özellikle Rusya ve Avusturya gibi büyük devletlerin aleyhinedir.

Kongrenin en önemli kararı Fransa’nın Avrupa’dan dışlanmasıdır. Fransa Avrupa’da tek başına bırakılıp siyasi açıdan cezalandırılmıştır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !