II. Abdülhamit'in Hayatı

Osmanlı tarihinin ekonomik, siyasi ve sosyal bakımlardan en karışık olduğu dönemde 34. Osmanlı padişahı olarak tahta çıkan II. Abdülhamid 21 Eylül 1842 yılında Eski Çırağan Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Sultanın doğduğu gün Berat Gecesi’dir.

I.Abdülmecid’in IV. Kadın Efendi’si Tir-i Müjgan’dan doğan II. Abdülhamid doğduğunda üçüncü veliaht idi. Babasının saltanatı süresince de üçüncü veliaht olarak kalmıştır. Birinci veliaht amcası Abdülaziz Efendi, ikinci veliahtta kardeşi Murad Efendi’dir.

Babası Abdülmecid Han, 1823 yılında II. Mahmud’un Bezm-i alem Valide Sultan’dan doğan oğludur. Fiziken ince ve narin yapılı olarak tarif edilen Abdülmecid Han, 17 yaşında padişah olmuştur. 19 kadını ve 3 gözdesi kaydedilen Abdülmecid Han’ın 37 çocuğu dünyaya gelmiştir. 9 erkek çocuğundan 4’ü, Murad, Abdülhamid, Mehmed Reşad ve Mehmet Vahdeddin Osmanlı tahtına oturmuşlardır. Abdülhamid, babasının tahta geçmiş 4 şehzadesinden ikincisidir.

Annesi Tir-i Müjgan, Sultan Abdülmecid’in IV. Kadın Efendi’sidir. Tir-i Müjgan, Çerkes Şspsıh kabilesindendir. Abdülmecid ile 13 yıl evli kalmıştır. Tir-i Müjgan, “yeşil gözlü, açık kumral, uzun saçlı, beyaz şeffaf tenli, nahif endamlı” olarak tarif edilmektedir. Saray kadınları arasında inceliği, nezaketi ve güzelliğiyle bilinen Tir-i Müjgan’ın Abdülmecid’ten üç çocuğu dünyaya gelmiştir. İlk çocuğu, Naime Sultan iki buçuk yaşındayken çiçek hastalığından ölmüştür. İkinci çocuğu, Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Abdülhamid, evliliğin üçüncü yılında doğmuştur. Üçüncü çocuğu da Mehmed Abid’tir. Mehmed Abid’te bir aylıkken ölmüştür. Tir-i Müjgan’ın hayatta kalan tek çocuğu Abdülhamid, uzun yıllar yaşamış ve Osmanlı tahtına oturma şerefine nail olmuştur. Küçük yaşta ölen kardeşlerinin isimlerini de çocuklarına vermiştir.

Sultan Abdülhamid Han doğduğunda, babası yedi gün beşer nöbet top atılmasını emretmiş ve bu doğumu vezirine şu şekilde bildirmiştir: “Benim vezirin, Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve inayet-i aliyesine hamdolsun, bulunduğumuz ayın 16. Çarşamba günü (16 Şaban 1258), saat on bir kararlarında temiz neslimizden bir şehzade dünyaya gelmiş olup, ismini Abdülhamid verdim. Cenab-Hak ömrünü uzun ve kendisini ise bize ve Müslümanlara hayırlı eylesin”

21 Eylül 1842’de dünyaya gelen Abdülhamid’in doğumu hakkında sonradan birtakım rivayetler öne sürülmüştür. Bunlar, Abdülhamid’in babasının meşru oğlu olmadığı, babası veya validesinin saray hademelerinden bir Ermeni olduğu rivayetleridir.

Abdülhamid’in annesinin Çandır adında bir Ermeni kadını olduğu iddiasını ilk olarak Ahmed Saib “Abdülhamid’in Evail-i Saltanatı” adlı eserinde ortaya atmıştır. Böyle bir iddianın ortaya atılmasının sebebi, saray hayatını bilmeyen halkı kandırarak Sultan’a karşı bir düşmanlık oluşturmaktır. Oysa Osmanlı Sarayı’na Ermeni ve Rum asıllı kadının girdiği görülmemiştir.

Yabancı yazarlar da, sultan hakkında çıkan rivayet ve dedikodulara kaynak olarak sultanın fiziğini göstermektedir. Sultanın fiziğinin hiçbir Osmanlı Sultanı’nın fiziğine benzemediği görüşündedirler. Nitekim Sultan Abdülhamid ile bizzat görüşmüş olan Lady Loyard’ın sözleri yabancıların görüşlerini doğrular mahiyettedir. “Sultan orta boylu, ince ve çevik yapılıydı. Saçları ve sakalı kapkaraydı. Yüz hatlarında Tatar soyundan geldiğini gösteren hiçbir özellik yoktu. Atalarına benzemiyordu. Yalnızca Gentile Bellini tarafından yapılan portresi şu anda bende bulunan Fatih Sultan Mehmed’in biraz andırıyordu. Sultan’da daha ziyade Ermeni ya da Yahudi tipi vardı. Bu da Beyoğlu ve Galata’da kulaktan kulağa fısıldanan, Sultan’ın Abdülmecid’in oğlu olmadığı ve Ermeni kanı taşıdığını öne süren dedikoduları doğrular niteliktedir” der.

Abdülhamid’te saltanat ve hilafetinin meşru sayılmaması için bu tür rivayetlerin ortaya atıldığı görüşünde olmakla birlikte, bu rivayetlere tepki olarak, doğumunda babası tarafından Babıali’ye gönderilen hatt-ı hümayunun bir suretini her yıl “Salname-i Devlet-i Aliyye’nin baş tarafına koydurmayı adet edinmiştir.

Yorum Yaz